Yemekdelisiyiz.biz

Gurmelerini arayan efsaneden kırmızı ve beyaz şaraplarla farklı bir kebap deneyimi

Şarapla tanışmam üniversite yıllarında oldu. Yemek yemekten zevk alan benim için şarap yemeğin zevkini katlayan bir güzellik oldu. Dışarı çıkmayı fazla sevmediğim için akşamları (özellikle Cuma veya Cumartesi) güzel bir yemek yapıp yanına da iyi bir şarap açmak taa o yıllardan beri sürdürdüğüm bir gelenektir.

Gündüzden akşama ne yiyeceğimi belirler, ona göre marketten alışverişi yaparım. Ya bonfile ya da balık… Bazen de canım güzel bir makarna çeker; jambonlu ya da deniz ürünleriyle yapılmış bir sosla… Bunun için uygun malzemeleri aldıktan sonra marketin içki bölümünü ziyaret edip uygun bir şarap seçerim. Uygun şarap dediğime bakmayın, aslında bilgiden çok takıntılarıma göre hareket ederim. Genellikle seçimim kırmızıda öküzgözü olur, beyazda ise misket şarabı…

Yukarıdaki girişi yemek ve şarabı ne kadar sevdiğimi, bundan ne kadar zevk aldığımı anlatmak için yaptım. Buzbağ’ın düzenlemiş olduğu “Efsane Gurmelerini Arıyor” kampanyasından sosyal medya kanalları aracılığıyla haberdar olunca hemen başvurdum. Bu kampanyada mutlaka yer almalıydım. Organizatörler sağolsunlar, başvurumu geri çevirmediler, eşim ve beni farklı bir şarap deneyimi yaşamak için Levent’teki Köşebaşı Restaurant’a davet ettiler.

Köşebaşı Restaurant bir kebapçı… Genellikle meze ve kebap deyince herkesin aklına en başta rakı gelir. Rakı, kebapçıların masalarındaki başlıca içecektir. İşte Buzbağ yetkilileri bu tabuyu yıkmak için bu kampanyayla bir adım atıyorlar. Gece süresince bize bir kebapçıda bulabileceğiniz ne tür yemekler varsa hepsinden ikram edildi:

  • Başlangıç olarak farklı çeşit peynirlerden oluşan bir tabak, tereyağ ve balon pide-ekmek… Bunlarla birlikte Buzbağ Beyaz ikramı yapıldı. Peynir yemediğim için bu adımı pas geçtim. Ancak genellikle kırmızı şarabın iyi gittiğini düşündüğüm peynirin, özellikle tuzlu peynirlerin beyaz şarapla daha iyi uyum gösterdiğini orada öğrendim. Zıtlıkların uyumu ilkesi şarapta da geçerli… Buzbağ Beyaz’ı peynir yemesem de ziyan etmedim. Balon ekmeğe sürülmüş tuzlu tereyağ ile tatlı beyaz şarabın oldukça iyi uyum gösterdiğini kendi ağzımla tattım.
  • İkinci aşama mezeler: Gavurdağı, çiğ köfte, toros ve abaganus. Yanında da Buzbağ Klasik ikramı yapıldı. En çok merak ettiğim şey acısıyla meşhur olan çiğ köftenin şarapla nasıl bir uyum göstereceğiydi. Buzbağ Klasik’in çiğ köftenin ağıza verdiği acı hissini dengelediğini, hafiflettiğini söylemeliyim.
  • Ara sıcaklarla birlikte Buzbağ Elazığ Öküzgözü servisi yapıldı. Benim favorim olan Öküzgözü şarabına patlıcan söğürme, içli köfte, fındık lahmacun, minik peynirli pide, humus ve çöp şiş eşlik etti. 2008 rekoltesi olan Öküzgözü orta gövdeli, çürük vişne, erik, koyu orman meyveleri kokularını barındırıyordu. Orta derecede tanenli ve ekşilikteydi. Aroma yoğunluğu yüksek olan Öküzgözü farklı ancak yoğun aromalara sahip bu ara sıcaklarla oldukça iyi uyum sağladı.
  • Mangal bölümüne geçtiğimizde, bu bölümde iki farklı şarap servis edildi. Temiz durumlu, kırmızı renkli, daha fazla tanene sahip ve proteinli yemeklerin tadını biraz daha öne çıkaran Buzbağ Diyarbakır Boğazkere’yle birlikte Tarsusi Kebap ve Şaşlık servisi yapıldı. Bu yemeklerde baharat fazla kullanılmadığı için etin tadı daha baskın. Bu durumda taneni  yüksek olan Boğazkere yemeklerle hoş bir uyum yakaladı. Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin karışımıyla üretilmiş olan Buzbağ Rezerv ile birlikte ise terbiyeli şiş, pirzola kaburga ve patlıcanlı kebap ikramı yapıldı. Terbiyeli şişte baharat yoğun, pirzola kaburga ve patlıcanlı kebapta ise yağ oranı yüksek. Yüksek tanenli ve tam gövdeli Buzbağ Rezerv bu ağır yemekleri rahatlıkla kaldırabilecek yapıya sahip olduğunu gösterdi.
  • Bu kadar lezzetli yemeği yiyip, birbirinden farklı tatlara sahip şarapları tattıktan sonra insanın canı tatlı çekiyor doğal olarak. Köşebaşı mutfağında hazırlanan künefe, dondurmalı irmik helvası, tahinli ve dondurmalı kabak tatlısı yemeklerin üzerine oldukça iyi gitti. En son tatlıyı daha çok beğendiğimi söylemeliyim. Kırmızı şarapların fazlaca sunulduğu bir ortamda bu serinletici tatlı oldukça iyi geldi.

Akşam 8′de başlayan yemek gece yarısına kadar sürdü. Şarapla birlikte muhabbetin de dozu giderek arttı. Sadece güzel yemekleri ve şarapları tatmakla kalmadık, oldukça sıcak bir ortamda insanlarla kaynaşma fırsatı yakaladık. Yani, genellikle rakının üstlendiği iletişim aracı görevini şarap da oldukça güzel üstlenebiliyormuş.

Rakının bendeki yeri ayrıdır, ancak rakıyı genellikle başlangıç mezeleriyle birlikte tüketmeyi tercih ederim. Mangal bölümüne geçtiğimizde rakının yemek zevkini bozduğunu düşünürüm. Bunun tersine şarabın başlangıçlardan itibaren tatlılara kadar, hatta tatlılar da dahil, yemeğin tümüne hitap etme özelliğine sahip. Buzbağ’ın bana yaşatmış olduğu bu farklı deneyim bunu görmemi sağladı.

Farklı, güzel, zevkli bir deneyim yaşattıkları için Buzbağ’a teşekkürü bir borç bilirim.

Geceden fotoğrafları aşağıdaki galeride bulabilirsiniz.

Yazan: Sabri KÜSTÜR Tarih: 10 Ağustos 2010

Comments

No Comments

Add a Comment

Name *

Mail *

Website